21 Aralık 2016 Çarşamba

Türk Komedi Türünde Bir Film Tavsiyesi


Holaaaa! Ben geldim. Gerçi kim okuyor bunları bilemiyorum ama bir gün Google'dan film tavsiyesi arayacak olan arkadaşlar belki denk gelir de okurlar diye arada naçizane film tavsiyeleri yapmaya karar verdim. Bu filmi seçmemin nedeni dün bu filmi bitirmiş olmam. Bitirmiş olmam diyorum çünkü bu filmi yaklaşık bir yıl önce izleyim dediğimde kocaman bi hayır diyerek filmi kapamıştım. Aslında komik de gidiyordu ama bazı belaltı konuşmalar hiç hoşuma gitmemişti. Şuan burda bunlardan bahsetmeyeceğim ama ben bi bayan olarak irrite oldum açıkçası. O da izlerken anlamanız açısından şöyle söylemeliyim ki; Celal'in arkadaşlarının teker teker gelip de Celal'e aynı kişiden/konudan bahsediyor olmaları ve bunu ifade ederken belaltı kullanılan simgesel anlatımlar. Neyse evet bu noktada hakikaten kızmıştım ama değer verdiğim bir arkadaşım da çok iyiydi, çok komikti diye ısrarla çok güldüğünden bahsedince; e dedim izleyim. O kısımları geçersek eğer ben de hakikaten güldüm baya. O yüzden sırtınızı arkaya yaslayıp, bir şeyleri unutmak, gülmek, keyifli bi zaman geçirmek isteğindeyseniz bi bakın derim.
Mutlu olacağınız, sevdiğiniz insanlarla vakit geçireceğiniz tatlı günleriniz olsun.
Hoşçakalııııııııııııııııığğn! Sevgilerimle...

7 Kasım 2016 Pazartesi

Bir nevi günlük


Evet, bir nevi bugünün günlüğü. Ne yapacağımı bilemedim yazayım dedim. Bu konuyu konuşabileceğim çok kişi var hatta oturup saatlerce konuşabileceğim kişiler bile var. Ama bazen öyle bi şey yaşarsınız ki anlatmak konuşmak istemezsiniz. İçinize kapanıverir, kabuğunuza çekiliverirsiniz. O anlardan birini yaşıyorum işte tam olarak. Konuşmak, anlatmak, kendimi ifade ederek insanların beni anlamasını dinlemek istemiyorum. Zaten ara ara istemeden de olsa yapıyorum bunu ama çoğunlukla kimseyle paylaşmayıp kendi kendime düşünüyorum. Bu düşünceler bi zaman sonra beni kırıyor, kızdırıyor, içime kapandırıyor falan filan. Daha fazla içimde tutmamak adına yazıyorum. Konuşmak gerçekten istemiyorum yoruldum galiba. Anlatmaktan yoruldum. Ya da haksızlıkları, adaletsizlikleri, kendilerini insanların masum gibi gösterip seni yermelerinden sıkıldım, yoruldum. Ben ne yaşadığımı gayet iyi biliyorum. Bana ne hissettirdiklerini de. Benim ne yaşadığımı, ne hissettiğimi bilen insanların da bunları bilmelerine rağmen o konu ile ilgili yeni bir şeyler konuşulmasıyla bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmalarından da yoruldum, kırıldım. Ya diyorum ki insanlara iyi niyetle yaklaşmak gerekir, evet, ama ben bu insana gerçekten beni o kadar üzmesine, kırmasına rağmen zaten iyi niyetle yaklaşıp yapmak istemediğim onun iyiliği için kendi keyfimden, isteklerimden olduğum günler yaşamak zorunda kaldım. Yapılan kötülükleri çok çabuk unutuyorum. Sebebi bu. Her defasında kendime söz veriyorum ama yapamıyorum. Yapılan kötülükleri çok çabuk unutuyor, çok çabuk affediyor, çok kolay yumuşuyorum. Çok şükür ki Allah katında çok güzel bi şey bu ama ben bunu yaptıkça kırılıyorum, yenik düşüyorum, yoruluyorum. Bazen diyorum: bu en iyisi boşver, ama ben yoruluyorum. Bunların üzerine de Allah'a şöyle dua ediyorum: "Allah'ım bütün kötülükleri görebilmeme fırsat ver ve ona göre en hayırlı şekilde davranmamı sağla" Bugün de bu duaya ihtiyacım olan anlardan biri. Ve şöyle bir şey oldu. Kendimi düşündüm bu sefer. Başka hiç bir dış etkeni düşünmeden kendimi düşündüm. Belki de duam kabul olmuştur. Hayırlı olan bu şekilde davranmamdır? Kim bilir? İnsanların fitne, fesat olmalarından, böyle çevrelerinde üzülmeyi hak etmeyip o insanları üzenlerden çok yoruldum. Beni üzen insan gerçekten çok tehlikeli bi karakter. Dedikodu, doldurma, lafın arkasından gezme, merak etme bu çirkin şeylerin peşinde olan birisi. Ya bunlar o kadar kötü şeyler ki böyle insanlardan uzak durmak lazım. Gıybet ayrı şeydir dedikodu ayrı şeydir. Gıybet, olan bi durumla ilgili başkasının hakkında bir başka 3. kişilere anlatma durumuyken dedikodu olan durumun üzerine koyarak, olanları çarptırarak anlatmaktır ve her ikisi de günahtır. Bu insan dedikodu yapan bir insan. Uzak durmak, bu insandan uzak durmak en en iyisi. Ben bu kadar uzak durmaya çalışırken ki zaten uzakken de nasıl oluyor da hala beni rahatsız edebiliyor? Gerçekten yoruldum. Beni anlamayıp dinlemeyip, benim ne yaşadıklarımı bilmeyip beni yargılayan insanlardan da yoruldum. Üstelik arkadaşım dediğiniz insanlar da bunların içindeyse... Arkadaşım dediğim insanlara kızmıyorum ama büyük bir kırgınlık var içimde bilmem kim bilir belki de telafisi olmayan. Kırgınlığımın telafisi var mı yok mu net değilim şuan ama kızmayıp, küsmeyip darılmayacağıma eminken kırgınlığımın bana ne hissettirdiğini unutmayacağıma eminim.
Bugün eve gelirken bir köpek gördüm. Küçük bi şeydi. O kadar şaşkındı ki koşuyordu arabalar gelip geçerken etrafına baka baka. Kendini daha korumayı bilemiyor, öğrenmeye çalışıyor gibi. Bir de masumdu. Çevremde o kadar kirli insan görmüşken, onları dinleyip seni yargılayan insanların olduğunu hissettirmiş arkadaşım dediğin insanların varlığına şahit olmuşken o köpek o kadar masumdu ki... Temiz, masum bir canlı. Hayatta hala güzel şeyler var, dedim.

4 Kasım 2016 Cuma

Nasıl kilo verdim?




Merhabalar...
Hayatımdaki kilo verme ile ilgili önemli değişikliği buraya yazmadığımı fark edince,hemen yazmaya koyuldum. Evet tam 12 kilo verdim 2,5 ayda ve fit bir kız oldum. yehuuu! (: Belki bir an önce kilo vermek isteyenler için uzun bir süre gibi gelebilir ama inanın hızlı ve sağlıklı bir kilo verme süreciydi. Hemen anlatmaya başlıyorum. Bir kere anormal hızlı kilo vermeye çalıştığınız zaman o kiloları diyeti bıraktığınızda hızlı bir şekilde,üstelik daha da fazlasını alıyorsunuz. Bunun bilimsel açıklamasından falan bahsedip sizleri sıkmayacağım ama kesinlikle tavsiyem şu yöndedir ki; hızlı kilo vermeye çalışmayın. Ben de sizler gibi hızlı kilo vermeye çalışıp; "Ay o çay mı zayıflatıyormuş? Nee 7 günde 7 kilo mu diyor, o neymiş, nasılmış?"larla dolu geçiriyordum zamanımı. İnstagramdaki o "zaten" zayıf olan ünlünün eline tutuşturdukları zayıflatan çay reklamları, zayıflamak için satılan besin paketleri gibi şeyler hep ilgimi çekiyordu hatta arayıp soruyordum nasıl oluyor diye.  Ama çok şükür ki hiç birini denemeden sağlıklı kilo verme yolunu seçtim. Hep diyordum: Ben nasıl kilo vereceğim? Ben kilo veremem. Yok çok iştahlıyım. Yemek yemeyi seviyorum... gibi gibi laflarla inanmıyordum diyet yapabileceğime. Ama inanın kafanızda kendinize inandığınız ve karar verdiğiniz zaman çorap söküğü gibi geliyor ve süper kilo veriyorsunuz. Bi kere motive oluyorsunuz her hafta tartılıp her hafta tartıda -700 gr belki -1 kg görünce, inanamıyorsunuz. Acaba tartı mı yanlış diye benim düşündüğüm çok olmuştur. :) Ben ilk önce abur cuburu keserek başladım. Dedim ki canım kendim bu böyle olmaz. Aldın başını gidiyorsun olacaksın 70 kg o zaman da kilo vermen daha da zorlaşacak. Bari sen abur cuburu kes bi süre de kilo ver en azından, dedim. Dedim ve başlayış o başlayış. Allahım o abur cuburu kesmemle ve geceleri yemek yemeyi bırakmamla nasıl kilo verdim, nasıl mutluyum anlatamam. Tamam dedim yaa ben bu diyet işine giriyorum. İnstagramda bi diyet hesabı açtım kendimi gaza getirmek adına ki o kadar çok diyet hesabı var ki onlar sizi takip ediyor, kişisel hesaplar takip ediyor falan filan gaza geliyorsunuz yani. Her öğün yediğinizi paylaşıyorsunuz mesela. İlk zamanlar canım çeker diye korkuyordum ama o disipline alışınca ohoo hiç tınlamadım. İnternetten bazal metabolizmamı hesapladım. Bazal metabolizmamın altına düşmeden günlük kalori miktarımı ayarlayarak kilo vermeye çalıştım. Hem doydum,hem doyduğum için pes etmemiş, kaçamaklara yönelmemiş oldum hem de sağlıklı kilo verdim. Diyetkolik hesabından hep yediğim şeylerin kalorisine bakıp gün içinde ne kadar kalori aldığımı ya da nekadar kalori hakkımın kaldığına bakarak ona göre yönlendim. Çok acıktıysam gece salatalık yedim. maydonoz, dereotu yedim. Ya da bitki çayı yaptım kendime. Kabuki tarçını da attım içine ohh mis iştahımı kapattı. yeme isteğimden vvazgeçirdi. Günlük 2 bardak yeşilçayım vardı. Fazlası zarar bu yüzden en fazla 3 içmişimdir o da nadir. Yeşilçay metabolizma hızlandırıyor. Akşam 8 den sonra asla bir şey yemiyor kendimi oyalamak için yeşilçay, adaçayı falan yapıp içiyordum. Olmadı hala çok iştahlıysam salatalık domates. :) Şimdi çok şükür istediğim kilodayım ve kaçamak yaptığımda hızlı bir şekilde kilo  almıyorum. Çünkü anahtar burda sağlıklı kilo vermek. Unutmayın o kiloları bir günde almadığınız gibi 1 günde de vermeyi beklemek yanlıştır. Bedenimize bilmeden yaptığımız zarardır. Ne gerek var sindire sindire verelim kilolarımızı. Diğer şekilde çok az yiyerek ya da yemeyerek kilo vermeye çalışmak bi süre sonra pes ettiriyor. Sabrınız, umutlarınız, inancınız gidiyor ama doyarak, sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalışsanız pes etmiyor, haftada tartıda eksi görünce daha da gaza geliyorsunuz. Siz Siz olun sağlıklı kilo vermeden yana olun.
Sevgiler...

11 Eylül 2015 Cuma

Film Tavsiyesi


Dırımmmm dırıımmmmm bir Tim Burton Filmiiiiiii karşınızda. İzlemeyenleriniz varsa mutlaka izlesin. Ben bugün üçüncü kez izledim ve yine izlediğimde içim mutlulukla doldu. Bazen o kadar kötü, fesat insanlarla bi arada olmak zorunda kalıyoruz ki içimiz hep bi kırık, kalbimiz hep bi soğuk oluyor onlara karşı. İşte ona rağmen bu filmi izlediğinizde her şeyi unutuyorsunuz. Yani en azından bende öyle oluyor. Bu yazıyı okuyan ve şu anda kırgın olan, morali bozuk olan her kim varsa her şeyi unutup mutlu olabilmeniz umuduyla sizlere nacizane film tavsiyemi sunuyorum. Arka fonda film müziği (Pearl Jam-Man of the hour) eşliğinde de sizleri selamlıyorum. Şarkısı da bir o kadar iyi.  

20 Haziran 2015 Cumartesi

Şarkıyı çok sevdim. :)





Lisa Mitchell - Neopolitan Dreams

Bu şarkıyla Aşka fırsat ver filmini izlerken tanıştım. Filmin giriş müziğiydi... Film mi nasıldı?
Romantik komedi türünü çok sevdiğim için izlemiştim. Ortalama bi filmdi ama şarkı enfes doğrusu.
Sevgiler...

29 Mayıs 2015 Cuma

Aslında...

Bazen birileri bizi sinirlendirir. Biz icimize atariz o anda. Sonra tekrar ederler bu sinir bozucu konusmalarini. Tekrar tekrar ve tekrar. Sonra birden icimizdekileri dokuveririz. Aslinda yaptigimiz, dusundugumuz sey yanlis degildir. Cunku bize yapilan yanlistir, kırıcıdır ve sinir bozucudur. Bunun icin biliriz bu yuzden soyleriz daha fazla kırılmamak, moralimizi bozmamak icin. Sonra ohh be deriz. Cunku karsidan gelen o sinir bozucu sozlerin bitmesini saglamisizdir. Ama sonra uzuluruz. Kalp mi kırdık diye? Pisman oluruz. Boyle deseydim daha iyiydi deriz. Bundan sonra bizi kıranlara, sozlerine kırılıyorum bu sekilde benimle konusma lutfen, diyelim. En azindan bu sekilde onlari susturmus ve farkina vardirmis oluruz. Dusundum de kırılmak kırmaktan daha iyi.

2 Aralık 2012 Pazar

Cici, keyifli, romantik kahvaltılar için...



Kalpli kurabiye kalıplarıyla da romantik kahvaltılar hazırlayabilirsiniz. 
Harika olmaz mı? :)))