7 Kasım 2016 Pazartesi

Bir nevi günlük


Evet, bir nevi bugünün günlüğü. Ne yapacağımı bilemedim yazayım dedim. Bu konuyu konuşabileceğim çok kişi var hatta oturup saatlerce konuşabileceğim kişiler bile var. Ama bazen öyle bi şey yaşarsınız ki anlatmak konuşmak istemezsiniz. İçinize kapanıverir, kabuğunuza çekiliverirsiniz. O anlardan birini yaşıyorum işte tam olarak. Konuşmak, anlatmak, kendimi ifade ederek insanların beni anlamasını dinlemek istemiyorum. Zaten ara ara istemeden de olsa yapıyorum bunu ama çoğunlukla kimseyle paylaşmayıp kendi kendime düşünüyorum. Bu düşünceler bi zaman sonra beni kırıyor, kızdırıyor, içime kapandırıyor falan filan. Daha fazla içimde tutmamak adına yazıyorum. Konuşmak gerçekten istemiyorum yoruldum galiba. Anlatmaktan yoruldum. Ya da haksızlıkları, adaletsizlikleri, kendilerini insanların masum gibi gösterip seni yermelerinden sıkıldım, yoruldum. Ben ne yaşadığımı gayet iyi biliyorum. Bana ne hissettirdiklerini de. Benim ne yaşadığımı, ne hissettiğimi bilen insanların da bunları bilmelerine rağmen o konu ile ilgili yeni bir şeyler konuşulmasıyla bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmalarından da yoruldum, kırıldım. Ya diyorum ki insanlara iyi niyetle yaklaşmak gerekir, evet, ama ben bu insana gerçekten beni o kadar üzmesine, kırmasına rağmen zaten iyi niyetle yaklaşıp yapmak istemediğim onun iyiliği için kendi keyfimden, isteklerimden olduğum günler yaşamak zorunda kaldım. Yapılan kötülükleri çok çabuk unutuyorum. Sebebi bu. Her defasında kendime söz veriyorum ama yapamıyorum. Yapılan kötülükleri çok çabuk unutuyor, çok çabuk affediyor, çok kolay yumuşuyorum. Çok şükür ki Allah katında çok güzel bi şey bu ama ben bunu yaptıkça kırılıyorum, yenik düşüyorum, yoruluyorum. Bazen diyorum: bu en iyisi boşver, ama ben yoruluyorum. Bunların üzerine de Allah'a şöyle dua ediyorum: "Allah'ım bütün kötülükleri görebilmeme fırsat ver ve ona göre en hayırlı şekilde davranmamı sağla" Bugün de bu duaya ihtiyacım olan anlardan biri. Ve şöyle bir şey oldu. Kendimi düşündüm bu sefer. Başka hiç bir dış etkeni düşünmeden kendimi düşündüm. Belki de duam kabul olmuştur. Hayırlı olan bu şekilde davranmamdır? Kim bilir? İnsanların fitne, fesat olmalarından, böyle çevrelerinde üzülmeyi hak etmeyip o insanları üzenlerden çok yoruldum. Beni üzen insan gerçekten çok tehlikeli bi karakter. Dedikodu, doldurma, lafın arkasından gezme, merak etme bu çirkin şeylerin peşinde olan birisi. Ya bunlar o kadar kötü şeyler ki böyle insanlardan uzak durmak lazım. Gıybet ayrı şeydir dedikodu ayrı şeydir. Gıybet, olan bi durumla ilgili başkasının hakkında bir başka 3. kişilere anlatma durumuyken dedikodu olan durumun üzerine koyarak, olanları çarptırarak anlatmaktır ve her ikisi de günahtır. Bu insan dedikodu yapan bir insan. Uzak durmak, bu insandan uzak durmak en en iyisi. Ben bu kadar uzak durmaya çalışırken ki zaten uzakken de nasıl oluyor da hala beni rahatsız edebiliyor? Gerçekten yoruldum. Beni anlamayıp dinlemeyip, benim ne yaşadıklarımı bilmeyip beni yargılayan insanlardan da yoruldum. Üstelik arkadaşım dediğiniz insanlar da bunların içindeyse... Arkadaşım dediğim insanlara kızmıyorum ama büyük bir kırgınlık var içimde bilmem kim bilir belki de telafisi olmayan. Kırgınlığımın telafisi var mı yok mu net değilim şuan ama kızmayıp, küsmeyip darılmayacağıma eminken kırgınlığımın bana ne hissettirdiğini unutmayacağıma eminim.
Bugün eve gelirken bir köpek gördüm. Küçük bi şeydi. O kadar şaşkındı ki koşuyordu arabalar gelip geçerken etrafına baka baka. Kendini daha korumayı bilemiyor, öğrenmeye çalışıyor gibi. Bir de masumdu. Çevremde o kadar kirli insan görmüşken, onları dinleyip seni yargılayan insanların olduğunu hissettirmiş arkadaşım dediğin insanların varlığına şahit olmuşken o köpek o kadar masumdu ki... Temiz, masum bir canlı. Hayatta hala güzel şeyler var, dedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder